ESKİ BİR KIZILDERİLİ İNANCI; DÜŞ KAPANI


Rüyaları yakalayan eskiler -büyük kutsal gücü ellerinde tutarlar ve geceleri ayinler yaparlar,ayinlerden önce ise uyudukları yerin üzerine asmaları için uyuyanları güvende kılmaya yarayan özel bir ağ yaratırlar. Ağ patikalarında yol aldığında kötü rüyalar ağlara takılıp yollarını kaybeder ve günün ilk ışıklarıyla yok olurlar.İyi rüyalar yollarını bildikleri için merkezden geçerler ve uyuyanlara doğru güvenli bir şekilde yönlendirilirler.
Kızılderili inançlarına göre kızılderililer rüya yakalayıcıları yeni doğan bebeklerin başucuna koyarlarmış. Rüya yakalayıcının orta kısmındaki örümcek ağı şeklindeki bölge kötü rüyaların geçmesini engellermiş ve böylece bebeğin kötü rüya görmesi engellenirmiş.


Yapımında kullanılan ve geleneksel olarak söğüt ağacından yapılan çemberin hayatın çemberini (bebek olarak doğmak, çocukluk, yetişkinlik ve tekrar "bebek"e dönülen yaşlılık) sembolize ettiği, çembere dolanarak örülen, ortası boş ağın çemberle buluştuğu nokta sayısına göre farklı farklı şeyler sembolize ettiği (örneğin eğer sekiz noktada buluşuyorsa, örümceğin bacaklarını sembolize ediyor), inanılan efsaneye göre çeşitli nedenlerle tüyler eklenen (mesela bir tanesi iyiliğin yolunu kutsanmış tüylerle buluacağını söylerken, diğeri bunu halka yayan adamın rüyasında öyle gördüğünü söylüyor), kötü düşünceleri sizden uzaklaştırıp, iyi düşünceyle dolmanızı sağlayan kızılderili inanışı.

Düş kapanı hakkında pek çok efsane vardır. Bir inanca göre göre, bilgeliğiyle tanınan iktomi adlı bir adam, örümcek kılığında bir ruhani liderin rüyasına girmiş, adamın tüylerle ve at kılıyla süslü, söğüt ağacından çemberini alıp, bu çemberin etrafına ağ örmeye başlamış ve bir yandan da adama hayat çemberinden, dünyada bizi yaşam çemberinin her döneminde etkilemeye hazır iyi ve kötü güçlerin olduğundan bahsetmiş. konuşmasının sonunda düş kapanını tamamladığında, bunun ağının iyi olan düşünceleri, arzuları, istekleri tutacağını, ağın ortasındaki deliğin de kötülükleri uzaklaştıracağını söylemiş ve böylece düş kapanı kızılderili halk arasında yayılmış



Ojibweler, rüya kapanının bir insanın rüyalarını değiştirdiğine inanırlardı. Onlara göre düş kapanının ortasındaki ağ kötü düşleri tutar ki güneş doğduğunda onları yok edebilsin, ortasındaki delik ise iyi düşüncelerin bizlere gelmesini sağlayandır. Bu inanışa göre ortasından aşağı bir tüy asılmalıdır; böylece iyi düşünceler yollarını bulacaktır. düş kapanının ağı sürekli iyi düşüncelerle örülmelidir ki iyilikler tekrar bizi bulsun.


Kodrad J. ye göre '' Sadece güzel rüyaların süzgeçten geçmesine izin verilmiştir.'' Kötü rüyalar ağda kalıp gün ışığıyla birlikte göğe yükselirlerdi.
Güzel rüyalar diğer tarafa geçebilirdi ve yataklı kuş tüğüne kayıp düşerlerdi.

lakota nesline göre ise ' Kabus delikten diger tarafa gecer ve pencereden dısarı cıkar. Güzel rüyalar perdede ( ya da ağda) yakalanır ve sonra uyuyan bir insanın tüylerine kayıp düşer.




Belirli bir kutsal kitap yerine mitolojik hikâyelerin kabilenin kutsal kişileri tarafından aktarılmasıyla doğayı ve doğadaki varlıkları kutsal semboller olarak gören Kızılderililer bütün ihtiyaçları olan şeylerin doğada olduğunu ve doğanın bize sunduklarıyla korunabileceğimizi bize göstermişlerdir.

''İnsan eğer bir kuşun yalnız ağlayışını ve su birikintisi etrafında tartışan kurbağaların seslerini duymazsa hayatın anlamı nedir? diyen kızılderili felsefesine sanırım her insanın biraz ihtiyacı var.





                                                  
 


 


 

 

 

 
                                            


 




 

 

 







 



 

2 yorum: